Henüz 7 yaşında, Suriye’nin ortasında. Vuruyor zalimin göğsüne, Boya kalemlerini, oyuncak mermilerini…

Henüz 7 yaşında, Suriye’nin ortasında. Vuruyor zalimin göğsüne, Boya kalemlerini, oyuncak mermilerini…

Halklar için ulus-devlet sınırları anlamsızdır. 80’li yıllar, Nusaybinli Kürtler Rojava’daki akrabalarıyla konuşurken

Halklar için ulus-devlet sınırları anlamsızdır. 80’li yıllar, Nusaybinli Kürtler Rojava’daki akrabalarıyla konuşurken

Tutulup kalıyordu.. Öyle diyorduk Ali abi için.. Ama o kendi halleri içinde kayboluyordu, soğuk buz gibi bir gecede kalakaldığı kepenklerin önünde ağzından çıkan dumanlarda olmasa öylece ölüp gitti sanırdınız. Ta ki Sabri ustanın usulca gelip omzuna “oğlum Ali uyan, nerelere gittin bakayım ha?” deyişine kadar..Yusuf 

Tutulup kalıyordu.. Öyle diyorduk Ali abi için.. Ama o kendi halleri içinde kayboluyordu, soğuk buz gibi bir gecede kalakaldığı kepenklerin önünde ağzından çıkan dumanlarda olmasa öylece ölüp gitti sanırdınız. 
Ta ki Sabri ustanın usulca gelip omzuna “oğlum Ali uyan, nerelere gittin bakayım ha?” deyişine kadar..

Yusuf 

"Artık duymaktan usandığımız o "erkekler baş yapıtlar yaratırken kadınlar ne yapıyorlardı?" sorusunun basma kalıp yanıtını değiştirmek gerekir: Kadınların kültüre katılması yasaklanmıştı, annelik rolünde sömürülmekteydi kadınlar. Ya da bunu tersine çevirelim; çocuk yarattıklarına göre resim yaratma gereksinmesi yoktu kadınların. Erkekler düşünüyor, yazıyor ve yaratıyorlardı çünkü kadınlar tüm güçlerini bu erkeklere akıtıyorlardı; kadınlar kültür yaratamıyorlardı çünkü sevgiden başlarını kaldıramıyorlardı."

Shulamith Firestone- Cinselliğin Diyalektiği

Heteroseksüel erkekler yüz metrede bir bela bulurlar, heteroseksel kadınlar on metrede bir bela bulurlar, eşcinseller metrede bir bela bulurlar…

Ben aşık oldum ve doğru cinsellik de sadece aşktır. Bu nedenle de biz, birbirimizi karşılıklı sevdik. Kalbim, diğerlerinin aşık olma biçimine isyan ederek aşık olmuştur. 
Anne Lister / 1820

Ben aşık oldum ve doğru cinsellik de sadece aşktır. Bu nedenle de biz, birbirimizi karşılıklı sevdik. Kalbim, diğerlerinin aşık olma biçimine isyan ederek aşık olmuştur. 

Anne Lister / 1820

" Erkekler eşcinsel ve karşıcinsel diye birbirinden tümüyle ayrı iki topluluk göstermiyor. Dünya koyunlar ve keçiler diye ikiye ayrılmıyor. Taksonominin temelleri ile uyumlu olarak doğa, birbirinden tümüyle ayrı kategoriler ile pek seyrek karşılaşıyor…"Sexual Behavior in the Human Male (1948)

" Erkekler eşcinsel ve karşıcinsel diye birbirinden tümüyle ayrı iki topluluk göstermiyor. Dünya koyunlar ve keçiler diye ikiye ayrılmıyor. Taksonominin temelleri ile uyumlu olarak doğa, birbirinden tümüyle ayrı kategoriler ile pek seyrek karşılaşıyor…"


Sexual Behavior in the Human Male (1948)

Başkalarının hürriyetlerini tanımayanlar, hürriyete layık değildir.

Başkalarının hürriyetlerini tanımayanlar, hürriyete layık değildir.

HEPİMİZ KÜRDÜZ !Tamam, haklarında pek bir şey bilmiyorduk. Nasıl bir halktır, nece konuşurlar, müzisyenleri, sanatçıları, yazarları, işçi sınıfı, devrimcileri, zanaatkârları var mıdır? Öğrendik; çok şeylere sahiplermiş. Sıkıştırıldıkları coğrafyada bugüne kadar varlığını koruyabilen Kürtler, şu anda yalnızca kendileri için değil, neredeyse tüm dünya halkları için onur mücadelesi veriyorlar. Hem de bugüne kadar ödedikleri bedeli kat kat aşarak. Geniş coğrafyalarında kırk milyon nüfusa sahip Kürt halkı, Türkiye, Irak, Suriye ve İran’da hem yerel iktidarlara hem de küresel saldırılara karşı mücadele ediyorlar. Üstelik bir din veya ideolojik tahakküm adına değil, her hakka saygılı, evrensel insan hakları talepleriyle sürdürüyorlar mücadelelerini.Roman Kahramanları Dergisi’nde “Kürt Edebiyatı” dosyası yapabilir miyiz, diye tartıştığımızda, aslında çoktan varlığını kanıtlamış bir dil ve edebiyatıyla karşılaştık. Ve gördük ki, Kürtler çoktandır yazıyor ve edebiyatın lokomotifi olan roman yazımında da kimseden aşağı kalır yanları yok. Şunu da gözden kaçırmayalım, pek çok dilde henüz roman yazılabilmiş değil. Örneğin, Orta Asya’da çoğu halklar sözlü edebiyattan yazılı edebiyata geçmeyi başaramadılar.Kürt edebiyatının en başarılı eserlerini veren ve romanları Türkçe ’ye de çevrilen Mehmet Uzun (1953-2007) Kürt halkının Yaşar Kemal’i olarak anılmakta ve kitapları başka dillerde de yayınlanmaktadır. Son yıllarda Kürt aydınlarının dünyanın sayılı edebiyat eserlerini Kürtçeye çevirmekle meşgul olduklarını da biliyoruz.Ortadoğu’nun bu saygın halkı, var oldukları coğrafyalarda bugün müthiş bir kuşatma altında varlık, yokluk savaşı vermektedir. Ve onlara sahip çıkması gereken tek halk, Türk halkıdır. Yapılan son ankette bizzat Kürtlerin ezici çoğunluğunun “ayrılık” taleplerinin olmadığı ortadayken, bu masum halka sahip çıkmamak gelecekte en büyük utancımız olacaktır.Kısaca ifade etmek gerekirse söz konusu halk, çağdaş dünyayla eşit şartlarda, en azından şu sıralar, iletişim kurabilmek için olağanüstü bir süreç yaşıyorlar. Rojova’da, Kobani’de bulundukları her yerde, çoluk çocuk ölümüne savaş veriyorlar. Bu süreçte tarafsızlık adı altında seyirci kalmak insana, insanlığa karşı işlenen bir suç olarak kayda geçecektir. Orta Asya ülkelerine “Kardeş Türki Halklar” olarak bakan bir anlayışın, aynı hassasiyeti “Kardeş Kürdi Halklar” yaklaşımıyla göstermesi gerekiyor. Yoksa tarih herkesin gözü önünde gerçekleşen bu ihaneti affetmeyecektir.Ömer AsanYazar-Yayıncı

HEPİMİZ KÜRDÜZ !

Tamam, haklarında pek bir şey bilmiyorduk. Nasıl bir halktır, nece konuşurlar, müzisyenleri, sanatçıları, yazarları, işçi sınıfı, devrimcileri, zanaatkârları var mıdır? Öğrendik; çok şeylere sahiplermiş. Sıkıştırıldıkları coğrafyada bugüne kadar varlığını koruyabilen Kürtler, şu anda yalnızca kendileri için değil, neredeyse tüm dünya halkları için onur mücadelesi veriyorlar. Hem de bugüne kadar ödedikleri bedeli kat kat aşarak. Geniş coğrafyalarında kırk milyon nüfusa sahip Kürt halkı, Türkiye, Irak, Suriye ve İran’da hem yerel iktidarlara hem de küresel saldırılara karşı mücadele ediyorlar. Üstelik bir din veya ideolojik tahakküm adına değil, her hakka saygılı, evrensel insan hakları talepleriyle sürdürüyorlar mücadelelerini.

Roman Kahramanları Dergisi’nde “Kürt Edebiyatı” dosyası yapabilir miyiz, diye tartıştığımızda, aslında çoktan varlığını kanıtlamış bir dil ve edebiyatıyla karşılaştık. Ve gördük ki, Kürtler çoktandır yazıyor ve edebiyatın lokomotifi olan roman yazımında da kimseden aşağı kalır yanları yok. Şunu da gözden kaçırmayalım, pek çok dilde henüz roman yazılabilmiş değil. Örneğin, Orta Asya’da çoğu halklar sözlü edebiyattan yazılı edebiyata geçmeyi başaramadılar.

Kürt edebiyatının en başarılı eserlerini veren ve romanları Türkçe ’ye de çevrilen Mehmet Uzun (1953-2007) Kürt halkının Yaşar Kemal’i olarak anılmakta ve kitapları başka dillerde de yayınlanmaktadır. Son yıllarda Kürt aydınlarının dünyanın sayılı edebiyat eserlerini Kürtçeye çevirmekle meşgul olduklarını da biliyoruz.

Ortadoğu’nun bu saygın halkı, var oldukları coğrafyalarda bugün müthiş bir kuşatma altında varlık, yokluk savaşı vermektedir. Ve onlara sahip çıkması gereken tek halk, Türk halkıdır. Yapılan son ankette bizzat Kürtlerin ezici çoğunluğunun “ayrılık” taleplerinin olmadığı ortadayken, bu masum halka sahip çıkmamak gelecekte en büyük utancımız olacaktır.

Kısaca ifade etmek gerekirse söz konusu halk, çağdaş dünyayla eşit şartlarda, en azından şu sıralar, iletişim kurabilmek için olağanüstü bir süreç yaşıyorlar. Rojova’da, Kobani’de bulundukları her yerde, çoluk çocuk ölümüne savaş veriyorlar. Bu süreçte tarafsızlık adı altında seyirci kalmak insana, insanlığa karşı işlenen bir suç olarak kayda geçecektir. Orta Asya ülkelerine “Kardeş Türki Halklar” olarak bakan bir anlayışın, aynı hassasiyeti “Kardeş Kürdi Halklar” yaklaşımıyla göstermesi gerekiyor. Yoksa tarih herkesin gözü önünde gerçekleşen bu ihaneti affetmeyecektir.

Ömer Asan
Yazar-Yayıncı